Anneler

Anneler evlerin gönüllü ve ücret almayan, bakıcıları, temizlikçileri, aşçıları, sorun gidericileri, psikologları, öğretmenleri yani kısaca her şeyidirler. Peki öyle mi olmaldırlar. Bir yere kadar evet. Ama evinizdeki küçük yaramazlar dağınıklıklarını toplama konusunda bile sırtlarını size dayamışlarsa bu işe bir son vermenin zamanı gelmiş demektir.

Çocuklarınızın sizin kadar iyi iş yapamayacağı, dağınıklıkları bıçak sırtı gibi düzgün toparlayamayacakları kesin. Ama siz yine de bu işi çok iyi yaptığını düşünmesini sağlayın.

Ona evin ve yaşamınızın düzgün bir şekilde sürebilmesi için, her kesin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini anlatın.

Ondan yapmasını beklediğiniz işlerin fiziksel özelliklerine uygun olmasına dikkat edin. 3 yaşındaki çocuğunuz kendi yatağını kendisi toplayamayacaktır elbette ama, oyuncaklarını çok rahat düzenleyebilir.

Evinilze ilgili işlerde ona yardımcılık görevi verin. Siz bir işle meşgulken ondan yardım isteyin. Önemli bir görevi ve faydası olduğunu düşünmesi daha istekli olmasını sağlar. Evinizde her işin bir diğeri kadar önemli olduğunu hatırlatarak, odasını toplamasının sizin için çok yardımcı olacağını, bunun evin düzenini de etkileyeceğini ifade edin.

Düzenli ebeveynler olun, çocuğunuzda düzenli olsun. Eğer babalar çıkardıkları çoraplarını evin muhtelif köşelerine bırakıyor, çıkardıkları giysileri yerlerine yerleştirmiyorlarsa, çocuklar da bunu yapmakta bir sakınca görmeyeceklerdir. Babalarının dağınıklığını toplayan anne onlarınkini niye toplamasın ki! Sabah evi toplamak da ağır davranan annelerin çocuklarının kendi eşyalarını hemen toplanmasının neden gerektiğini anlamaları oldukça zordur.

Temizliği, derli toplu olmayı, buna yönelik davranışlarını görün, farkedin ve doğru övgü cümleleriyle takdir edin. Kirli bardağını mutfağa götürmeyi hatıladığında siz de teşekkür etmeyi hatırlayın.

Hem çocuğunuz hem de kendiniz için yapılacak işler listesi oluşturun. Listeye uyup uymadığını kontrol edin.

Eşyalarını sağa sola atmasını politik çareler üreterek halledemiyorsanız, odasına bir kutu yerleştirin veya bir torba. Kapatılabilen bir çekmece en uygunu olacaktır. Ortada bıraktığı eşyalarını bu dolaba veya çekmeceye kilitleyin ve hafta sonu her bir eşyası için bir iş karşılığı geri verin. Mesela “Paltonu salonda bırakmışsın, ceketini alabilirsin, hatanı düzeltmen için de bu akşam sofrayı sen topluyorsun”

Kurallar koyun. Anneler çocukların bütün oyuncakları yerlere saçmasından hep şikayet ederler ve bir türlü bu sorunu alt edmezler. Sebebi bütün oyuncakları bir anda çıkarmalarına göz yummak ve çözüm için yeterli sabırı göstermemektir. Çocuklarınıza şöyle söyleyin “Yeni bir oyuncakla mı oynamak istiyorsun? O halde bu oyuncağını kaldrdıktan sonra oynayabilisin” ya da tabakların sofrada kalmasını istemiyorsanız “yemeğin bittiğinde tabağını makineye yeleştirmelisin” diyerek açıkça kurallarınız ifade edin. Yanlızca düzenli ol demek yeterince açık bir ifade değildir.

Hep söylediğimiz gibi olumlu bakış açısı geliştirin. Yapmadıklarını değil yaptıklarını görün ve söyleyin. Yatağını toplamış olman çok hoşuma gitti. Oyuncaklarını da toplarsan çok düzenli bir odan olacak.

Görevleri teker teker verin, yatağını düzelt, oyuncakları topla, eşyalarını çekmeceye yerleştir demek yerine, her birini tamaladığında yenisini söyleyin. Aşırı yük yüklemeyin.

Cezaları gereksiz yere vermeyin. Küçük şeyler için cezalandırılan çocuklar sorumluluklarını değil, yanlızca cezalandırılmayı öğrenirler. Kızmayın.

İşlerin sizin ölçünüzde düzgün olmasını beklemeyin. Eksik ve hatalı işleri de kabul edin. Aksi halde çocuklarınızın işlerini ve dağınıklıklarını toplamaya devam edersiniz.

Yorum (1) Yorum yaz!

MUHARREM AYI VE AŞURE

 

 " Şehrullahi'l-Muharrem " olarak meşhur olan, yani " Allah'ın ayı Muharrem " olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır.
Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür.
Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde <******>
Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus ( a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un ( a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)


Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.

Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi. <******>
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(
3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 'Buhari, Savm: 69.


O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.

Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir:

Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:


"Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu. <******>
(5)

Yine Tirmizi'de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"
Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum ."(6)
"
Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur
"(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına
Âşure Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."
(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder. <******>
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve'l-Terhİb, 2:116.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Attıktan sonra...

 

Bu yazı, çöpün yorumsuz hikayesi.
Küçük bir kağıt parçasının doğada yokolması için 2 ile 4 hafta lazım.
Pamuklu kumaş parçasının yokolması için 1 ile 5 ay,
Boyalı bir parça tahta için 13 yıl,
Konserve kutusu için 100 yıl,
Sodalı içeceklerin kutusu için 200 ile 500 yıl,
Plastik şişeler için 450 yıl.
Yere atılan her sigara filtresinin parçalara ayrışması için 15 yıl lazım. Ancak filtre, doğa tarafından yokedilemeyen bir çeşit plastik olan selilöz asetat ile yapılıyor. Ayrıca sigaranın içinde doğa tarafından yokedilemeyecek olan başka türlü kimyasal maddeler var. Yere kağıt atmayacak insanlar, sigaralarını rahatça fırlatabiliyorlar. Çünkü sigara sadece bir parça kağıt ve biraz da kuru yaprak gibi görünüyor göze. Doğru değil.
Bir torba denize düştüğü zaman ne oluyor? Torbanın yokolması için gerekli zaman birkaç yüzyıl. Eğer o kadar süre denizde yüzerse. Denizanası yiyen hayvanlar (mesela deniz kaplumbağası), torbayı yiyecek sanarak yutuyor. Deniz yaratıklarının ve denizlerden beslenen diğer tüm yaratıkların midelerinde insan atıkları bulmak mümkün. Denize fırlatılmış çakmaklar, diş fırçaları, küçük oyuncaklar, ayakkabılar… Çeşit çeşit deniz hayvanı, kafalarını konserve kutularına sıkıştırıp uzun ve çok ızdıraplı şekillerde ölüyorlar.
Soru: Dünyayı zehirleyen bunca fabrika varken, tüm sorumluluk neden benim üstümde olsun? Benim bir küçücük çöpümün ne zararı var?
Cevap: Kötü davranışa, başka kötü davranışla örnek gösterilmez.
En son ne zaman sokağa çöp atmadınız?

Elif Savaş Felsen

Yorum (1) Yorum yaz!

İçten bir MERHABA

Bu blogda arkadaşlarımızla aylık altın günümüzdeki sohbetlerimizden alıntılar ve faydalı bilgileri sunacağız. Altın günümüzü gerçekten ALTIN BİR GÜN e çevirmeyi ümit ediyoruz ve içten bir MERHABA diyoruz. Saygılarımızla..

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bayat ekmek Pizzası

Arkadaşlar bugün TV de bir pizza tarifi gördüm. Hem kolay hem de çok lezzetli görünüyordu. Paylaşmak istedim

1 adet bayat ekmeği küçük parçalara ayırıyoruz. İçerisine 1 su bardağı süt, 2 adet çırpılmış yumurta, 1/2 çay bardağı sıvı yağ, 1 paket kabartma tozu ve 1 tatlı kaşığı tuz ekleyerek çatal yardımıyla karıştırılır.Daha sonra uygun bir fırın kabına yayılır. Üzerine rendelenmiş kaşar peyniri, 100gr parçalara bölünmüş salam, 100gr halka halka doğranmış sucuk, halka halka doğranmış biber ve domates en son olarak da tekrar renedelnmiş kaşar serpilir. Baharat olarak ise arzuya göre kırmızı biber, bol kekik, karabiber, nane serpilerek önceden 180 dereceye ısıtılmış fırına konulur. 15-20 dk sonra servise hazır olur. Afiyet olsun.. 

Yorum (5) Yorum yaz!